Geçen haftadaki sayfa görünümleri

10 Ocak 2020 Cuma



     Bilmeyen biri için anlamsız bir fotoğraf aslında bu, timeline'da görüp devam ettiğiniz bir Ocak'ta Afyon fotoğrafı. Ama değil.. Bu fotoğrafı ablam, Bangkok'tan, eve hasretini dile getirmek için paylaşmış. Amcamların evinin balkonundan çekilmiş. Fotoğrafta, kareye sığmayan bir sürü şey var benim için, bizim için.

     Ağacında altında beyaz bir Şahin, amcamın Şahin'i, benim hatırladığım ilk arabası. Şimdi hiç binmiyo, ama hep evin önünde, çünkü kışın kediler duruyo içinde. Üşümesinler diye, kışın kedileri arabaya koyuyo amcam. Yazın sokakta takılıyolar, evin önünde geziyolar. Halam kızıyo, ama o da seviyo bence kedileri.

     Karşı apartman, bizim eski apartmanımız. Benim bildiğim 9, toplamda 10 sene orda oturduk biz. Fotoğrafta ağaçların arkasında kalan sol tarafta, birinci katta. Okula bakan taraf. O okul da eski okulum. İlkokulu 3'e kadar orda okudum ben, sonra başka okula geçtim. Evimiz o okula bakıyodu işte. Sonra bu fotoğrafın çekildiği tarafa, karşı tarafa taşındık. Babannem o tarafta kaldı. Ağaçların arkasında kalan sağ tarafta, birinci katta.

     Eski evimizle aramızda bir sokak var, sokağın karşı tarafında da babannem. Aramızda bir sokak var şimdi, bir de ağaçlar. Babannem karşı tarafta, birinci katta, ağaçların arkasında. Ben bu taraftayım, Gayrettepe tarafında, Avrupa tarafında. Babamla annem, karşı tarafta, Anadolu'da, Afyon'da. Amcamlar bir alt katımızda, karşı tarafta. Ablam da öbür tarafta, güney yarım kürede, karşı tarafta. Kaldırımlar, sokaklar, şehirler, otobüsler, uçaklar var aramızda, ağaçlar var.

     Fotoğrafta ya beş, ya altı ağaç var. O ağaçların hepsi aynı yaz dikildi. 20 sene önce, biz fotoğrafın çekildiği tarafa taşındığımızda. Babannem 20 sene önce, 70 yaşında, evinin bahçesine altı tane ağaç dikti. Bugün 90 yaşında, karlı ağaçların arkasından bizim tarafa bakıyo. Evlen diyo. Benim bi evim var zaten babanne, merak etme.

     Bu fotoğrafı ablam, Bangkok'tan, eve hasretini dile getirmek için paylaşmış, altına da yazmış:

"Şubat tatilinde buluşacakmışız gibi, ama değil..."

19 Mayıs 2015 Salı

90+ Beşiktaş

Benim doğduğum sene Beşiktaş şampiyon olmuş, 25 Mayıs 1991'de Galatasaray ve Beşiktaş'ın şampiyonluk sayısı eşit: 8 Babamı düşünsenize: bi kızın var (Beşiktaşlı), oğlun olmuş (Beşiktaşlı) takım şampiyon (hem de üst üste 3.defa!) Bi adam başka ne ister.

Ama bugün olduğumuz yerde 52 yılda 10 şampiyonluk görmüş babama değil, 24 yılda 3 şampiyonluk görmüş bana bakmanızı istiycem. Ben bittim artık, yeter. 3 şampiyonluk var, 2sini hatırlıyorum. 90'larda çocukluğunu yaşamış Beşiktaşlılar olarak şu son 12 yıldır biz bittik artık yeter!

5 sene boyunca okulda her takım şampiyon oldu, her takım. HER TAKIM. Birisi hariç. Galatasaray şampiyon oldu, Bursaspor şampiyon oldu, Fenerbahçe şampiyon oldu, Trabzon dedi ki ben de şampiyon oldum. Birisi hariç. Ben var ya bittim bittim ben artık.

Aforizma yazmaktan bıktık artık biz! İyi gün taraftarı değiliz çünkü iyi gün görmedik. Bak inanıyorum Bilic de üzülmüştür ama bizim şu ciğer komple gitti. Bak ne diyorum, ben sağlık sigortası formunu doldururken Beşiktaşlıyım yazdım da kanseri poliçe kapsamından çıkardılar. Biz var ya, bıktık artık.

Bi babanın evladına bırakıcağı en büyük hazinelerden birisi hakikaten Beşiktaş'tır, ben buna hala inanıyorum. Ama kenara çekip diyceksin ki; mutlu olmak istiyosan başka takımı tut, baban gibi olmak istiyosan Beşiktaş'ı. Benim babam da bitti yıllar önce, vallaha ben de bittim artık.

Buna ister siyasi deyin ister demeyin ama 2000lerin başından beri, aklı başında, eli vicdanında herhangi bi Beşiktaşlı'nın mutlu olduğu gün sayısı ya 3 ya 5, çok net. Bizim zaten kendimizi bildik bileli elimiz vicdanımızda, ama artık birileri de başının iki elinin arasından kaldırıp şapkayı önüne koysun. Çünkü biz bittik. Son 2 yıldır ya #feda dedik ya #gururlan dedik ama artık #yeter.

24 Mart 2014 Pazartesi

Bitcoin: Yeni Dünya Düzeni (Mi?)


İş bu yazı; 4 sene önce piyasaya sürülmüş ve henüz üstünden çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen birçok kullanıcı tarafından yeni bir para birimi olarak görülmeye başlanan Bitcoin hakkındadır. Bitcoin’in gerek temel gerekse karmaşık ekonomik kabuller karşısında yetersizliği ve potansiyel zararları anlatılacaktır.


Bitcoin, Satoshi Nakamoto tarafından 2008 yılında yaratıldı ve 2009 yılında ilk defa kullanımına başlandı.[1] Başlarda değeri olmayan Bitcoin, ilk defa 18 Mayıs 2010’da bir alışverişte kullanıldı. Bitcoin Forum’da “lazslo” isimli kullanıcı 2 büyük boy pizza için 10.000 Bitcoin vermeye hazır olduğunu söyledi.[2]  Bitcoin için her şey böyle başladı. Başlarda hiçbir değeri olmayan bu yeni para birimi bir sene sonra Temmuz 2011 itibariyle 35 dolar seviyesine kadar tırmandı. Aralık 2011’de 2 dolar seviyesine kadar düşmesine rağmen bu tarihten bir sene sonra Aralık 2012’de 15 dolar düzeyine kadar tekrar çıktı. 2013 yılıyla beraberse Bitcoin, yatırımcılarının yüzünü güldürmekle kalmayıp para piyasalarını tabir-i caizse alt üst etti. 2013 yılının birinci yarısını %800’ün üstünde artışla tamamladı ki bu aralıkta –Nisan 2013– 238 dolar düzeyine kadar çıktı.[3] Yılın ikinci yarısında ise 1203 dolar düzeyine kadar çıkan Bitcoin, Aralık 2013 itibariyle 1000 doların üstünde kaldı ve yeni yıla da 1000 doların üstünde girmesi bekleniyor.


Satoshi Nakamoto’nun, 1 Kasım 2008’de yazdığı ve Bitcoin’in İncil’i olarak isimlendirilebilecek Bitcoin: Eşler Arası Elektronik Para Sistemi isimli makalede Bitcoin’in amacı, yöntemi, işleyiş mekanizması, hesaplanılabilirliği, güvenilirliği ve gizlilik mekanizması kısaca açıklanıyor.  Satoshi Nakamoto’ya göre Bitcoin’in amacı internet üzerinden yapılan para işlemlerdeki işlem maliyetini düşürmek ve üçüncü şahsı aradan kaldırmak.[4] Nakamoto’nun makalesine bakıldığında bir ekonomistten ziyade bir mühendis arka planıyla Bitcoin fikrini ortaya çıkardığını söylemek mümkün. Makalede Bitcoin’in güvenilirliği, C programına dökülmüş notlarla ve matematiksel hesaplamalar ile kanıtlanıyor. Daha doğru bir tabir ile inandırılmaya çalışılıyor.


Peki, mühendis arka planıyla gözde canlandırılan Satoshi Nakamoto gerçekte kim? Satoshi Nakamoto’nun gerçek birisi değil bir mahlas olduğun zaten bilinen bir gerçek ama Nakamoto’nun gerçek kimliği hala bir sır perdesinin arkasında. John Biggs’in 5 Aralık 2013’da popüler teknoloji bloglarından techcrunch.com’a yazdığı “Gerçek Satoshi Nakamoto Kim? Birisi Cevabı Bulmuş Olabilir!” isimli yazıda Nakamoto’nun gerçekte tek bir kişi ya da bir grup insan hatta bir devlet kuruluşu olabileceğinden bahsediliyor.[5] Aynı yazıda Bitcoin’in mucidinin George Washington Üniversitesi’nden Nick Szabo olabiliceği çeşitli iddialarla destekleniyor. Nick Szabo ismiyle Bitcoin’in buluştuğu tek haber de bu değil. David Gilbert’in International Business Time’ın İngiltere baskısına yazdığı bir yazıda, isimsiz bir blog yazarının değerini %4000’e yakın oranda artırmış olan Bitcoin’in mucidinin Szabo olduğuna dair güçlü kanıtları olduğundan bahsediliyor.[6] Yazıda Szabo’nun yapısı Bitcoin’e çok benzer bit gold mekanizmasının yaratıcısı olduğu, bilgisayar üzerine eğitiminin olduğundan bahsediliyor. Yazıda; Szabo’nun bir mühendisten yardım alıp beraber bit gold fikrinden daha iyi bir çalışma sistemine sahip yeni bir mekanizma yarattıkları ihtimalinden de bahsediliyor. Nisan 2008’de Szabo’nun kişisel bloğuna yazdığı “Bit gold, gerçek bir markette denenirse yararlı olabilir. Programı kodlamamda bana yardımcı olabilecek birileri var mı?” ifadesi de iddiaları güçlendiriyor.
 
Peki, Bitcoin mevcut ekonomik sistemi nasıl tehdit ediyor? Öncelikle Bitcoin, yeni bir para biri olmaktan daha ziyade bir emtia olarak kabul edilebilir ancak işin anlamından şaştığı nokta şu ki; hiçbir emtia, sahibi belli olmayan ve hayali bir işlemler zincirine bağlı olarak ilerleyememeli ve Bitcon’in işlemler mekanizması, anonim kalmak ilkesine dayanıyor. Bitcoin’in emtia olması fikrine karşı çıkan bir başka yazıda da bir değerin emtia olarak görülmesi için altın gibi gerçek bir değer üzerinden fiyatlandırılması gerektiğinden bahsediliyor ancak Bitcoin, altın ya da herhangi bir değer üzerinden değil, sadece internetteki veriler üzerinden değer kazanıp değer kaybediyor. [7] Belki de bundan yıllar sonra Nakamoto (ya da Szabo) 21. yüzyılın Ponzi’si, Bitcoin ise yeni saadet zinciri olarak gösterilecek.

 Ekonomi tarihi daha önce de Bitcoin gibi finansal yeniliklere tanıklık etmiş ve birçoğunun çöküşüne şahit olmuştu. Büyük Buhran’dan sonra işsiz kalan, analitik düşünme konusunda ekonomistlerden daha yetenekli mühendisler, bu yeteneklerini kullanarak yeni market araçları geliştirdiler. Ancak ekonominin temel ögelerine değil sistemin problemsiz çalışmasına bağlı geliştirilen bu yeni araçlar sistemde bir balon oluşturdular ve bu balon ilerleyen yıllarda patlayarak sistemi yeni bir kaosa sürükledi. Szabo'nun yaptığı da bu aslına bakılırsa. Szabo, sisteme 10 milyonun üstünde Bitcoin sokmuş durumda. Bu Bitcoin'ler başta sembolik oldukları için sistem çok fazla tepki vermedi ancak 2013 Aralık’ında 1000 dolar seviyesini geçen Bitcoin artık sistemi tehdit ediyor. 2010’un başında piyasada 3 milyon Bitcon vardı, bugün bu rakam 11 milyona kadar çıktı ve 2014’te 14 milyona tırmanacağı ön görülüyor. Basit bir hesaplamayla 2011’in henüz başında piyasada 160 milyon dolar değerinde Bitcoin vardı diyebiliriz. Bu rakam 2014’e girerken 1 milyar dolara sınırına yaklaştı. Reuters’te finans blogu yazarı olan Felix Salmon’un da dediği gibi; Bitcoin’in bu hızlı yükselişi paranın kontrol mekanizmasına ters geldi ve enflasyonda anormal artışlara sebep oldu. Avrupa’nın içinde olduğu ekonomik kriz de işin içine girince Bitcoin, kullanıcılar için bir kaçış, hükümet ve Avrupa Birliği yönetimi için ise bir baş belası haline geldi. Avrupa Birliği Kıbrıs’ın üzerinde yaptırım uygulamak ve paranın kontrolünü eline almak isterken Bitcoin bir anda popüler hale geldi, çünkü anonimlik ilkesine dayanan Bitcoin sayesinde kullanıcılar paralarını istedikleri yerden istedikleri yere üçüncü bir şahsa veya organa haber vermeksizin taşıyabiliyorlar. 2011 sonunda Belarus ve Ukrayna’da da Bitcoin kullanımı sebebiyle hiper enflasyon tehlikesi yaşandı. [8]  


Bitcoin sistemindeki bir diğer yanlış ve ekonomik anlamdaki tehlike ise Bitcoin’in sürekli yükselişinin kullanıcı profilinde yarattığı değişim ve bunun ekonomiye yansıması. Temel olarak gerçek şu ki; Bitcoin madenciliği gittikçe daha pahalılaşıyor. Bitcoin’in değeri sürekli artsa da talep daha hızlı arttığı için ve piyasaya ne kadar Bitcoin’in ne zaman sokulacağı önceden belli olduğu için bu iki parametre arasında rasyonel bir bağ kurmak mümkün olmuyor. Başlarda madencilik yapmak isteyen birisi evinden kolayca madencilik yapabiliyorken, piyasanın aşırı hızlı büyümesiyle difficulty denen zorluk düzeyi gittikçe arttı ve bu da insanları botnet denen korsancılığa itti. Artık kullanıcılar botnetler ile başka bilgisayarları kendi kazma işlemleri için kullanıp daha hızlı kazabiliyorlardı. Botnetlerin oluşumu bireysel madenciliği duraklattı, zorluk derecesini yükseltti ve piyasayı yeni bir seçime zorladı. Philipp Güring ve Ian Grigg’in Bitcoin’in kaçınılmaz ekonomik çöküşünü öngördükleri ve çözümler ürettikleri makalelerinde belirttikleri gibi durağanlık durumunda bireysel madencilikten kazanç sağlayamayan kullanıcılar ya madenciliği bırakıp ellerindeki mevcut Bitcoin’lerin değerinin artmasını bekleyeceklerdi, ya madenciliğe devam edip Bitcoin’in değerlenmesini bekleyeceklerdi, ya da ellerindeki bütün Bitcoin’leri paraya çevirip piyasadan çıkacaklardı. Birçok bireysel madenci botnetlere daha fazla dayanamayıp piyasadan çıktı ya da botnet kullanmaya başladı. Tabi ki botnetlere olan bu talep, arzı da yarattı ve birçok botnet ortaya çıktı ardından da botnetlerin fiyatı düştü ancak bireysel madencilik yapanlar botnet madenciliği yapanlar karşısında etkisiz kaldılar. Piyasa yeni bir arz-talep eşitliğine geriledi ve bu eşitlik, bireysel madencilik yapanlar ile botnet madenciliği yapanların arasında bir fiyatta kaldı.[9] Kısacası piyasa kendi kendine bir tarife dışı kısıtlama getirdi.

Bitcoin ile ilgili problemlerden bir diğeri de Bitcoin üzerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi, harcamaların beliralenmesi ve olası yasadışı para transferlerinin ve illegal işlemlerin önüne geçilememesi çünkü David Gilbert’ın da yazısında belirttiği gibi, Bitcoin, işlem sahiplerini anonim olarak gösterdiği için uyuşturucu ticaretinde mükemmel bir paravan işlevi görüyor. [6] Öte yandan ABD Ulusal Güvenlik ve İdari İşler Senato Komisyonu da 13 Ağustos 2013’te Bitcoin ile ilgili düzenleyici bir çerçeve oluşturacaklarını belirtti. [10]  Ancak hala Bitcoin, anonimlik ilkesi sebebiyle bir vergi cenneti olarak görülüyor. Omri Marian’ın “Kripto Para Birimleri Vergi Cennetleri Mi?” makalesinde belirttiği üzere; başta Bitcoin olmak üzere tüm kripto para birimleri vergi cennetlerinin 2 temel özelliklerine sahipler: kazanç, vergilendirmeye tabi değil ve vergi mükelleflerinin gizlilik ilkesi esas. Ayrıca bu para birimlerinin vergi açısından bir artıları daha var; üzerlerinden yapılan işlem, herhangi bir finansal kurum veya kuruluşa bağlı olmak zorunda değil. Yani, Bitcoin ve türevleri, vergi kaçakçılığını kolaylaştırıp devletin konuyla ilgili yaptırımda bulunmasını zorlaştırıyor. Eğer bu pazar bu hızla büyümeye devam ederse, vergi cenneti ülkeler üzerinden gerçekleşen vergi kaçakçılığı yerini yeni vergi cenneti haline gelmiş olan kripto para birimlerine bırakacaktır.[11]

Yazının başından itibaren Bitcoin’in birçok özelliğinden; yaratılışından, amacından, değerindeki dalgalanmalardan, yaratıcısının üstündeki sır perdesinden bahsettim. Farklı yazarların ve akademisyenlerin düşünceleri ışığında Bitcoin’in ekonomik anlamdaki yanlışlarına değindim. Başta Bitcoin olmak üzere tüm kripto para birimlerinin ne tam anlamıyla bir para birimi olduğunu ne de emtia olabildiklerini söyledim. Son olarak da Bitcoin’i neden bir balon olarak düşündüğümden ve Bitcoin’in hem belgelendirilmesi hem vergilendirilmesindeki ne kadar zor bir değer olduğundan ve bunun zararlarından bahsettim. Tabi ki, ekonominin tekrar takas yöntemine dönmesi fikrinde değilim ancak hayali emtiaların ve para birimlerinin ekonomiyi çıkılması zor bir kaosa süreklemesi ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini düşünüyorum.


KAYNAKLAR

Wikipedia, (2013) Bitcoin,  http://en.wikipedia.org/wiki/Bitcoin

Laszlo, (2010) Bitcoin Forum, Pizza For Bit Coins? https://bitcointalk.org/?topic=137.0

Block Chain, (2013) Bitcoin Market Price (USD) http://blockchain.info/charts/market-    price

Nakatomo, S. (2008) Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System

Biggs, J. (2013, Aralık 5) Who Is The Real Satoshi Nakamoto? One Researcher May Have Found The Answer, http://techcrunch.com/2013/12/05/who-is-the-real-satoshi-nakamoto-one-researcher-may-have-found-the-answer/

Gilbert, D. (2013 Aralık 3) Who is Satoshi Nakamoto? Bitcoin's Mysterious Creator Revealed as Nick Szabo, http://www.ibtimes.co.uk/articles/527078/20131203/satoshi-nakamoto-nick-szabo-bitcoin-creator-revealed.htm

Buchholz, M., Delaney, J., & Warren, J. (2012) Bits and Bets: Information, Price Volatility,and Demand for Bitcoin

Salmon, F. (2013, Nisan 3) The Bitcoin Bubble and the Future of Currency, Money & Banking, https://medium.com/money-banking/2b5ef79482cb

Güringi P. & Grigg, I, (2011) Bitcoin & Gresham's Law - the economic inevitability of Collapse

Timothy B. Lee, Congress Starts Investigating Bitcoin, WASHINGTON POST THE SWITCH BLOG (Aug. 13, 2013, 12:26 PM) http://www.washingtonpost.com/blogs/the-switch/wp/2013/08/13/congress-starts-investigating-bitcoin/ 

Marian, O. (2013) Are Cryptocurrencies Super Tax Havens?