Geçen haftadaki sayfa görünümleri

16 Ağustos 2013 Cuma

17.08.99 03:02



On dört sene önce bugün, biraz sonra, bi şey olucak.
Sen daha sekiz yaşındasın, ben gibi, uyuyosun.
İstanbul’dasın, belki Kocaeli’nde, belki Yalova’da,
Hatta Bolu'da ve Bursa'da; görmedim seni daha önce.
Görmedim ama biliyorum, bi yerde hayatıma giriceksin.
Otobüste yanıma oturucaksın, ben hiç tanımiycam.
Benim durdurduğum taksiye biniceksin, kızıcam sana.
Yemek sırasında önümden öyle yürüyüp gidiceksin.
Daha sekiz yaşındasın, sekiz!

Biraz sonra, on dört sene önce bugün, bi şey olucak.
Dünya başıma yıkılıcak.
Aynı statta senle maç izlemeden, köfte yemeden;
Çay içmeden, karşı masada seni görüp beğenmeden;
Çıkışta omuz atıp kavga etmeden…
Dünya benim başıma yıkılıcak biliyo musun?
Duvarlar seni üstüne değil benim kalbime yıkılıcak.

Saat üçü iki geçiyo, asla üç geçmiycek, bi şey olucak.
Birazdan deprem olucak, hayatımızda ilk defa olucak.
Sen duvarların sesini duyucaksın, benim ömür boyu kulaklarım çınliycak,
İkimizin de sesini duyan kimse olmiycak, ne büyük acı.
Sen saatlerce, ben yıllarca aynı enkazın altında kalıcaz.

On yedi ağustos, saat dokuz buçukta güneş doğucak.
Saçlarındaki tozu silkerek çıkıcaksın herşeyin altından.
Karşında olucam o an, gözlerine bakıcam.
Yeniden doğucaksın bütün dünya için.
Senin ellerinde kan, benimkilerde gül,
Senin kalbin attıkça benimki de atıcak.
Saat dokuz buçukta derin bi nefes alıcaksın.
Her nefeste yeniden doğucaksın.
Her sene bugün yeniden doğucaksın.
İyi ki doğucaksın.

14 Nisan 2013 Pazar

Rouen Günlükleri - 11. & 12. Haftalar

Meraba arkadaşlar.

10 günlük bir aradan sonra tekrar beraberiz. Bu 10-11 günde zaten sayılı olan derslerimize devam ettik, şirketler batırdık, projeler yazdık, notlar aldık.. Bi çoğunuzun bildiği üzere Türkiye'de Erasmuslar yatar, native öğrenciler çalışır. Burda işler biraz garip işliyo. Fransızlar hiç bişey anlamadıkları için zaten çalışmayan Erasmuslar çalışkan öğrenciymiş gibi oluyo. ODTÜ'de sadece 4. sınıflara verilen Project Management dersi burda fransız öğrenciler tarafından katledildiği için derste yaptığımız case study'lerden birinde ben Erasmus halimle Project Manager oldum. Fransız öğrenciler o derece boşlar. Dersler hakkında ipuçları ve yorumlar bu kadar.

Peki bu 10-11 günde Exchange öğrenci olma adına ne yaptık? 18 senede Afyon'u 4 sene Ankara'yı öğrenemeyen; hala hangi dolmuş nereye gider, Karanfil'e Yüksel'e nası gidilir bilmeyen bi adam olarak tabi ki Rouen'i de öğrenemedim. Sürekli kafama göre sokaklara girip çıkıyorum. Siz siz olun gelince sokak isimlerine dikkatli bakın, nereye gittiğinizi anlamaya çalışın, yoksa "Hadi abi, biz şurdayız sen de gel" ya da "Kanka nerdesiniz, biz de geliyoruz" dendiği zaman kalakalırsınız.

Bu hafta gittiğimiz güzel mekanlardan bir buket sunmak adına;

Ibiza: Hem kareoke yeri hem alt katında club var, güzel bir yer.

Vicomte: Değişik konseptlere hitap eden bi tarzı var, ortası restaurant, alt katı bar, üst katı bir başka konsept ve bugün öğrendiğime göre bir üst katı da bilardo salonuymuş..

Holy Cow: Burger yemek için güzel bi yer, ben  daha bugün gittim ama bol bol gidilebilicek bi mesafede ve lezzette.

Ayrıca Subway, Quick, Holy Cow gibi bazı yerlerde öğrenci kartınızla indirimden ya da ekstra hizmetlerden faydalanabilirsiniz. New Look gibi mağazalarda da öğrenci kartınızla indirimlerden faydalanabilirsiniz.

İlk 2 ayını "Burda neler oluyo acaba" tadında geçirdiğim Erasmus sürecinde artık son 2 aya girdim. Dönüş biletimi bile aldım. O yüzden geriye kalan 2 ayda daha güzel ve mantıklı geziler yapmayı düşünüyorum. Gezip gördükçe sizleri de burdan bilgilendiririm. Bi sonraki yazıda görüşmek üzere =))

3 Nisan 2013 Çarşamba

Rouen Günlükleri - 10. Hafta

Meraba arkadaşlar, 10 günlük bi aradan sonra tekrar yayındayım =)

Bu hafta 10 gün olması sebebiyle dolu dolu ve bi o kadar da güzel geçti.. Strategic Management dersi başladı, mevcut derslerimde de sunumlarımı yaptım. Leadership dersi için hazırladığımız kitabı sunduk, Project Management dersinde grup olarak case yaptık, Multichannel dersinde de sözüm ona kurduğumuz marketin alış satışlarıyla ilgili forecast'ler yaptık. Derslerden bu kadar ayrıntılı bahsediyorum çünkü öğrendiğime göre Erasmus sonuçları açıklanmış, umarım hepinize güzel yerler ve şanslar gelmiştir. Rouen'i kazanan arkadaşlara öncelikle blog'u okumalarını, sonra da kafalarında takılan yerleri bana sormalarını önerebilirim. Başka yerleri kazanan arkadaşlar da orada okuyan mevcut Erasmus öğrencileriyle ve eski Erasmuslar'la görüşebilirler. Derslerle ilgili olarak da okulla yada orda okuyan öğrencilerle bağlantıya geçebilirler. Boşta kalanlar da umutlarını kaybetmesinler çünkü Erasmus süreci inanılmaz uzun ve işkenceli bi dönem, eminim her sene olduğu gibi bu sene de bi sürü vazgeçicektir.

Geçtiğimiz çarşamba günü canım annemin doğum günüydü, o günün yüz-ü suyu hürmetine bütün ailemi eşi dostu akrabayı bir arada gördüm. Bi kere daha söylemekte fayda var ki, geride bıraktıklarınızla bağınız sizi Erasmus sürecinde hayatta tutar. Hemen arkasından da perşembe günü sevgilim Fransa'ya geldi, bi hafta boyunca hem hasret giderdik hem de Rouen ve Paris'i gezdik. Hemen burdan gezilicek kısımlara bağlıyorum.

Rouen, benim sandığım kadar sıkıcı biyer değilmiş mesela, ve benim bunu anlamam 2 ay almış.. Benim balık Pazarı dediğim yerden başlayan, Katedral'e kadar uzanan bi yol var mesela ,ortasında o fotoğrafını çektiğim süslü kapıdan geçtiğimiz, orası bildiğin Rouen'in İstiklal Caddesiymiş. Orda alışveriş yapmak için güzel mağazalar var, yemek yemek için yine güzel yerler var, kozmetik, macaron ... Hepsi ordaymış meğer.. Katedral'in de içine girilebiliyomuş öğrendiğimize göre, gezmekte fayda var.

Paris'ten de bahsediyim hemen ardından: Paris'te nereleri gezdik?

Öncelikle Paris'te gezicekseniz günlük metro bileti kesinlikle alın, heryeri rahat rahat gezersiniz. Biz sırayla Opera Binasını, Arc De Triomphe'yi, Tour Eiffel'i gezdik, ordan Musee d'Orsay'a gittik ama pazartesi günleri kapalıymış, ordan Notre-Dame'a, ordan da Louvre Müzesi'ne gittik, ve en son Champ-Elysees'de 2 tur attık. Bu saydığım yerlerin hepsi de gayet güzel mutlaka gidin diyebiliceğim yerler. Ama bana kalırsa bu sene 850. senesini kutlayan Notre-Dame Kilisesi, Rouen Katedrali'nin eline su dökemez. Avrupa'da gidip göreceğiniz kiliselerin, katedrallerin, şapellerin geneli aynı tarzda yapılar ama bana göre sıralama, St. Vitus Katedrali (Prag) - Asamkirche (Münih) - Rouen Katedrali - Notre-Dame..

Ve bu güzel haftayı bugün Real Madrid - Galatasaray maçıyla taçlandırmak istemiştik ama 3-0 gibi kötü bi skorla boynumuz bükük bitirdik, ama Galatasaray'ın canı sağolsun, napalım..

Önümüzdeki hafta buluşmak üzere hepinize saygılar sevgililer..

Dipnot; bu arada şunu da söyliyim, Fransa'nın şarapları ve peynirleri meşhur derler hep ama şarapları da peynirleri de damak tadına bağlı olarak değişiyo ki bana sorarsanız peynirlerden bazıları, şaraplardan da en ucuzları güzel, gerisini boşverin, paranızla rezil olmanın bi anlamı yok..

24 Mart 2013 Pazar

Rouen Günlükleri - 9. Hafta

Meraba arkadaşlar, inanılmaz sıkıcı bi haftayla karşınızdayım!

Bu hafta derslere gidip ne var ne yok diye baktım; Project Management dersinde aşırı detaycı fransızlara, Leadership dersinde sıkıcı fransızlara, Multichannel dersinde de matematik bilmeyen fransızlara katlandım ve haftanın ders yükünü bitirdüm.. Pazartesi günü başlayan haftayla sunumlarımı, oyunlarımı ve projelerimi yapıp çarşambadan itibaren kendimi gezmeye tozmaya vericem.. Almanya'dan sevgilim gelicek, onla beraber bi güzel gezicem, kim bilir belki de Paris'e bile gideriz!! 2 ayı geçkin süredir burayım ama hala gitmedim, eksikliğini de hissetmiyorum, ama bi gitmek lazım.

Facebook'umda Interrail ve Hollanda fotoğraflarını paylaştım, izlenimlere ordan bakabilirsiniz. Erasmus'ta olup o ülkelerden birisine gitmek isteyenler de ordan bakıp fikir edinebilirler.

 Bu benim Interrail yaptığım tatilde fransız arkadaşlarımız da gezmişler, eğlenmişler, exchange kardeşlerimiz çeşitli ülkelere gitmişler ve hala da gitmeye devam ediyolar. Siz de 15-20 günlük tatiller istiyosanız ders programınızı gelmeden ayarlayın ve derslerin başlama ve bitiş tarihlerine dikkat edin. Mesela benim mayısta 15 gün daha tatilim var =) Tatiller konusunda bir başka dikkat etmeniz gereken şey de şu ki, gidiceğiniz yerlere hazırlıklı gidin, çünkü İspanya'ya giden arkadaşlarımın uçakları iptal olmuş ve otobüsle dönmek zorunda kalmışlar. Mevsimlere aldanmayın, Avrupa hem soğuk hem de buranın insanı kara kışa alışkın değil. İlk yağan kar da toplu taşıma duruyo ve mağazalardaki ekmek reyonları talan ediliyo. Dikkatli olmakta fayda var.

Türkiye'den aldığım haberlere göre, Erasmus sonuçları bu ayın sonunda açıklanıcakmış, umarım herkese istediği yer gelir. Rouen'e gelmeyi düşünenler de hem blogu takip edebilir hem de bana sorular sorabilirler.

Bu haftalık bu kadar, önümüzdeki hafta daha fazla gezmek sonucu daha detaylı bi yayında görüşmek üzere..

17 Mart 2013 Pazar

Rouen Günlükleri - 6-7-8. Haftalar

Meraba arkadaşlar;

3 hafta sonra tekrar bi blog yazıyorum ve bu 3. haftalık gecikmenin sebebi de biçoğunuzun bildiği gibi interrail serüvenim. Hemen bu güzel 3 haftanın bi özetini geçiyim sizlere.

İlk hafta zaten sadece 2 gün derse gittim ve gördüm ki, dersler kendi çapında zorlaşmaya başlamış. 3dersimin 2sinden önümüzdeki hafta içinde proje sunumu tarzı bişeyler varmış. Projemizi zaten sağolsun fransız kardeşlerimiz iteliyolar, free-rider olarak hayatımıza devam ediyoruz. Diğer derste de bizim okulda işletme birinci sınıflara oynattıkları "Capitalism" tarzı bi oyun oyniycaz ama ne yazık ki burda o oyunu 1. sınıflar değil 4. sınıflar oynuyo. Üstün fransız eğitim kalitesini burdan tekrar tekrar görebilirsiniz.. Diğer dersim için de bir kitap okuyup araştırma özütleme geliştirme falan tarzı bişeyler yapmamız gerekiyomuş.. Ders yükü bu kadar zaten, şimdi gelelim uzun kısma..

Interrail'a hazırlık dönemi biraz sancılı bi dönem açıkçası; rota özellikle çok büyük problem. O yüzden gitmeyi düşünen arkadaşlar kalıcakları yerleri, gezicekleri yerleri, günlerin dağılımı iyi yapsınlar. Bizim rotamız 5-6 kere falan değişti ama şöyle bi rota belirledik kendimize:

Paris ---> Berlin ---> Prag ---> Münih ---> Viyana ---> Budapeşte

Budapeşte'den de Eindhoven'a ucuz uçak bileti bulunca benim son yörüngem şöyle oldu

Budapeşte ---> Enschede ---> Lahey

22 gün içinde 10 günlük seyahati kapsayan bi bilet aldık ki kendisi 265 € oluyo, çantalarımızı donla çorapla doldurduk, yollarda aç kalmayalım diye sandviçleri de bastık, çıktık yola. Hemen şöyle bi ayrıntı veriyim, büyük şehirlere özellikle hafta sonları gidiyosanız mutlaka rezervasyon istenip istenmediğini sorun, isteniyosa yaptırın, bazen yoğunlukla karşılaşabiliyosunuz.

Paris'ten Berlin'e giderken yataklı tren kullandık zira yol 13 saat, uyumadan geçmez. Berlin'e indiğimizde yolu sormak için sağa sola bakarken bi pazar gördük, boş gözlerle bakarken biri seslendi tabi, "Gençler bi yeri mi arıyosunuz?" "Vay" dedik "Abi türk müsün?" yanımızdan geçen başka bi adam "Burda yere tükürseniz türkün ayakkabısına gelir" dedi, anladık ki, burda bize ölüm yok. Erasmus görevini Berlin'de sürdüren sevgilimle de buluşunca dedik bi Küçük İstanbul'a gidelim. Kreuzberg, Berlin'deki türkler arasında Küçük İstanbul diye geçiyo, hakkaten de küçük bi Türkiye orası, her dükkana selamın aleyküm diye giriyosunuz, Türkçe konuşmanıza gerek kalmıyo. Böyle güzel biyer bulmuşken karnımızı türk yemekleriyle doyurduk ve başladık gezmeye. Brandenburg Kapısı, Televizyon Kulesi, Alexanderplatz, Berlin Katedrali, Görlitzerpark -ki burası çok güzel bi yer-,  Pergamon Müzesi, bi de adını bilmediğimiz underground biyere gidip sokak sanatçılarının sergisini gezdik. En güzel yanı da sevgilimi gördüm ve güzel türk yemekleriyle karnımı doyurdum.

Gece treniyle Berlin'den Prag'a geçtik, sabah otelimizde bi güzel dinlendikten sonra akşam gezmeye dışarı çıktık, zaten Prag'da iki gün kalıcağımız için ilk akşamımızda yemek yiyip etrafa bakalım demiştik, şansımıza Orhun ve Samet'le karşılaştık, Prag'da yaşayan bu iki türk bize sağolsun nerde gezilir nerde yenir içilir anlatıp bi de güzel şehir turu yaptırdılar, daha sonra otelimize gidip güzelce uyuduk ve sabah kalkıp gezmelere başladık. Prag Kalesi, Charles Köprüsü, Old Town Square, Astronomik Saat, Mala Strana, Hard Rock Prag -ki burası Avrupa'daki en büyük Hard Rock Cafe- ve daha bi çok meydan ve Kilise'ye gittik ve gördük ki Prag gerçekten çok tarihi ve güzel bi şehir ama akşam saat 7den sonra bütün o Old Town Square, hapçılarla ve pezevenklerle doluyo, adım başı haşiş, marijuana, cannabis, weed, boobies sesleri duymanız mümkün. Ayrıca Efes Pilsen'in de taklidi olduğu birayı tattık, gerçekten çok güzel ve biraz ağır bi tadı var, mutlaka deneyin, hatta Gulaş dedikleri yemekle beraber deneyin.

Ordan yine gece treniyle Münih'e geçtik ve trenden iner inmez fark ettim ki cüzdanım yok, ya kayboldu ya trende çaldırdım bilmiyorum ve hatırlamak da istemiyorum çünkü bütün moralim sıfıra indi ve saat 5e kadar kayıp cüzdanla uğraştım, bi sürü belge falan var işte bu kısımda o yüzden geçiyorum. Akşam 5ten sonra gezebildiğimiz kadar gezelim diyip başladık biraz ucundan. BMW Welt, Olympiapark, Marienplatz, Asamkirche, English Garden, Rock Museum'a gittik, gerçi English Garden gece bildiğin orman tarzı bi yer oluyo ama sabah gözüyle görmek de bize nasip olmadı. Sokak sanatçılarını dinledik, yemeğimizi yiyip geldiğimiz günün gecesi Viyana'ya geçtik.

Viyana, inanılmaz güzel bi yer arkadaşlar, mutlaka gitmenizi öneririm, küçük ama gerçekten çok tatlı bi yer ve üstelik sıcacık. O kadar soğuk memleket gezdikten sonra oturduk bi nehrin kıyısına, bildiğin güneşlendik, içimiz ısındı resmen. Viyana'da gittiğimiz yerler; Rathaus, Staatsoper, Parlamenton, Hofburg, Stephanplatz, Sisi Museum, Schönburnn Sarayı -ki buraya en az bi 2-3 saat ayırmanız lazım- Ama şunu net söyliyim, bu dediğim yerleri gezen turistleri bi Topkapı'ya, bi Dolmabahçe'ye, bi İstiklal Caddesi'ne bıraksanız ya kalpten giderler ya yorgunluktan ölürler. İstanbul'u hakkıyla gezmeyen birinin buralara gelmesinin bi anlamı yok, zira Türkiye'deki bi çok yer daha fazla gezilesi.

Viyana'dan da gece treniyle Budapeşte'ye geçtik ve geçer geçmez otelimize gidip yattık çünkü inanılmaz bi yorgunluk vardı ve 3 gündür yatak yüzü görmemiştik. Sabah kalkınca da başladık Budapeşte'yi gezmeye. Yine burda da akşama doğru kaldığımız için ve hava yağmurlu olduğu için çok fazla gezemedik ama Parlamento, Chain Bridge, Elizabeth Bridge, Macar Ulusal Müzesi gibi yerlere gittik. Size naçizane önerim şu olabilir Budapeşte konusunda; sabah Parlamento'yu, her iki köprüyü de, St. Matthias Bazilikası'nı, Kahramanlar Meydanı'nı gezin gece de Budavari Siklo dedikleri asansörden Ulusal Müzeye çıkın ve Budapeşte manzarasına bi bakın.

Interrail serüvenimiz burda bitti ve tarih 9 Mart olmuştu. Hollanda serüvenime geçmeden önce bikaç dipnot daha veriyim ki aklınızda bulunsun:
  • Kendi para birimini kullanan ülkelerde harcamalarınıza dikkat edin, ayarı kaçırabilirsiniz.
  • Prag ve Budapeşte'de para bozdururken dikkat edin, değerinin altında bozmaları çok yüksek ihtimal.
  • Yine Prag ve Budapeşte'de mümkün olduğunca taksi kullanmayın, soyup soğana çevirirler.
  • Her gittiğiniz yerden hatıra bişeyler alın. Souvenir makinalarından coin bastırın, buzdolabı süsü, shot bardağı, t-shirt, bardak altlıkları, haritalar, biletler hep güzel ve taşınması kolay hatıralar.
  • Gece trenlerine ve otobüslerine dikkat edin, toplu taşımanın saatleri çok önemli
  • gittiğiniz yerlerde ulaşımınızı genelde daily ticket alarak sağlayabilirsiniz.
  • Şehir haritaları ve metro haritaları hayati önem taşıyo, mutlaka edinin.
Gelelim Hollanda kısmımıza;

Interrail'i bitirdiğimizin ertesi günü Budapest'ten uçakla Eindhoven'a gittik ve ben Enschede'ye geçtim. Geçtim ama böyle bir geçmek yok, 2.5 saatlik yol için 4 aktarma yaptım. Trenlerin kimi 4 dakikalık kimi yarım saatlik, uyumaya gelmiyo. Neyse, uçak-tren-otobüs hepsini denedikten sonra Ataman'ı bi gördüm, altında bisiklet, dedim "Bi sen kaldın denemediğim, sen de gel.." Evde Eliföz ve Şensu'yu da görünce fark ettim ki, okulu falan çok özlemişim. Oturduk, dinlendik, sohbet-muhabbet ettik, 3 gün Türkiye'deymişim gibi mutlu mesut türk yemekleriyle doydum, buz gibi havada bisiklet sürdüm, gayet güzel bi tatille beraber hem arkadaşlarımı da görmüş oldum. Burdan hepsini tekrar öpüyorum =)

Enschede'den sonra Pelin kankimin yanına geçtim yine trenle. Den Haag HS! Bunu heralde bi 30-40 kere falan duymuşumdur son bi haftada. Gerçekten çok güzel bi yer Lahey. Hem çok büyük değil hem de eğlenceli bi şehir, Erasmus'da orayı yazan arkadaşlar gayet mantıklı bişey yapmışlar, kesinlikle vazgeçmesinler eğer çıkarsa, mutlaka gitsinler. Lahey'de de güzel yerleri gezdik baya Pelin'le, size önerim Maduradam dedikleri yere gidin, biz girmedik ama siz girin, Panorama Mesdag'a kesinlikle gidip, benim hayatımda görüp de en çok etkilendiğim yerlerden birisi sanırım. Lahey'in gece hayatı da gayet güzel. Cafe, bar, restoran, club, coffie shop... Herşeyi bulmak mümkün. Ben o kadar sevdim ki, tren garından geri döndüm bigün daha kaldım! Tabi bu dönüşün bi sebebi de Paris'e gidiş için rezervasyon yaptırmamış olmamdı ama asıl sebep Lahey! Lahey'den de gayet mutlu ayrıldım, burdan Pelin'e tekrar öpücükler gönderiyoruz. Ve tabiki Iro, Angelos, Mireia, Andres, Daniela'ya da ayrı ayrı selamlar, kucak dolusu sevgiler =)

15 günüm böyle geçti işte, 3 yıldır peşinde koşturduğum Interrail ayağıma gelmişken gitmemek olmaz dedim ve bastım gittim. Siz de gidin, dediğim yerleri gezin, önümüzdeki haftaya kadar da kendinize iyi bakın =))

23 Şubat 2013 Cumartesi

Rouen Günlükleri - 5. Hafta

Merhaba arkadaşlar, Erasmus yolculuğumuzda 5. haftayı da geride bıraktık, peki bu hafta neler yaptık..

Bu hafta içinde havalar tekrar soğudu, ilk geldiğimiz günleri hiç aratmıyolar maşallah.. Güneş daha erken doğsa da hava ısınmıyo. Mayısta bile 20 dereceyi zor görücek bi yerde yaşadığımızı anladım artık. Bu hafta yine yemeklerimize yemek kattık, tencere çayı içtik, Downtown'a gidip fotoğraf çektik.. Soğuk hava beni canımdan bezdirdi artık, Geçen hafta bahsettiğim Le Havre denen şehir, deniz kenarında olduğundan mıdır bilmem çok soğukmuş bu aralar. Zaten burası yeterince soğuk, bi de üşümek için gezi yapamam görüşünde herkes. O yüzden tek yapılan eğlence Pleiade'da ya da Ango'da toplanıp, takılmak, ordan da geçen hafta bahsettiğim club-bar tarzı bi yerlere gitmek. Bu hafta normal ders programım vardı ancak önümüzdeki hafta çarşambadan itibaren martın 18ine kadar süren bi tatilim var. ODTÜ'deki güz döneminden buraya geldiğimde hiç tatil yapmamıştım, bu ara benim için güzel bi tatil olucak.

Bu hafta şunu gördüm ki, bizim ülkemizde -özellikler üniversite kampüslerinde- öğrenci verilen değer ve sunulan hizmetler gerçekten üst seviyede. Benim odam mesela, neyle ısındığı konusunda en ufak bi fikrim yok. Bi başka örnek de şu; biz yurdumuzda çamaşır listesine adımızı bile yazmayız, burda çamaşır yıkamak için gidip bi kart almamız ve içine para yükletmemiz gerekiyo.. Avrupa'da sosyal devlet ne kadar var bilmiyorum ama insana verilen değer bi garip. Pazar günleri her yer kapalı, taksi arıyosunuz gelmiyo, çalışma saatleri bize nazara daha az, bi yerde bir gün gördüğünüz çalışanı bi daha görmeniz zor, sürekli vardiya değişikliği yapıyolar.. Burda herkes çalışıyo, ama çok az çalışıyolar. Biz bu duruma aramızda TOK MİLLET diyoruz..

Erasmus'a gelicek veya gidicek arkadaşlar şunu unutmasınlar. Bu bana buraya geldiğim ilk gün söylenmişti ama ben dinlememiştim, doğruymuş. İspanyollardan uzak durun. Bu konuda bi sürü bahane bulabilirsiniz. Hırsız oluyolar diyenler var, İngilizce konuşmuyolar diyenler var. Benim görüşüm de şu yönde, bi yerde 1 İspanyol varsa problem değil, ama 2 tanelerse direk uzaklaşın. %100 herkeste doğru değil tabi ki bu genelleme ama aklınızda bulunsun yine de.. Bu arada İspanyol derken kastettiğim insanlar İspanyolca konuşan herkes. İspanya, Meksika, Arjantin, Şili... 

Bu hafta neler öğrendik;
  • Bu memleket ısınmıyo..
  • Morrocon Night adı altında güzel Fas yemekleri yedim, adamlarda ciğer var, baklava var, gözleme var...
  • Emporium'un ordaki dönerci güzel, gece Emporium'dan çıkınca gidebilirsiniz.
  • Crystal dediğin yer, mekanların şahı, mutlaka gidin
  • "Avrupa içinde uçuşlar çok ucuzmuş" dedikleri şey koca bir yalan.
Önümüzdeki hafta neler yapıcaz;
  • Şu sürekli söylediğim devasa 27 şubat - 18 mart tatili var önümüzdeki hafta..
  • Bitane güzel bi Rouen albümü yapiyim, yoksa kimse Fransa'da olduğuma inanmiycak.
  • Fransa'da gitmeye değicek güzel yerleri keşfedicek, belki de giderim.

17 Şubat 2013 Pazar

Rouen Günlükleri - 4. Hafta

Meraba arkadaşlar, bu haftanın yazısı pazara kaldı, ama bi sebebi yok, tamamen gebeşlik sebebiyle.. Bu güzel hafta neler oldu hemen bakıyoruz.

Bu hafta Rouen'de havalar ısındı güzelce. Artık dışarı çıkarken donmuyoruz, dönerken donuyoruz. Derslerim pazartesi-salı günlerinde olduğu için yine boşluklarla dolu bi haftayı geride bıraktık. Şunu bir kere daha tekrar etmekte yarar var, Project Management dersi burda güzel okulumuzdakinden oldukça kolay. Şu an o ders ODTÜ'de galiba sadece 4. sınıflar alsın falan diye betimlenmiş, burda da tam tersi. Ders küfür gibi bi ders, bunları okuyup, "İşallah geçeme e mi o dersi pis gebeş" falan demeyin ama kolay yani.. Eğer ODTÜ'de almadıysanız ve buraya gelmeyi düşünyosanız, hakkaten de almayın, gelin burda alın. Biraz canınız sıkılır ama kolayca halledebilirsiniz. Leadership dersimizi de çok tatlı bi adam veriyo, aynı adam başka dersler de veriyo sanırım o yüzden hemen adını yaziyim ki, ders almak isterseniz yardımcı olabilir size bu isim; Gerard PAVY. Kendisi, dersi hareketli işleyen "kafa" bi adam, mimikler, taklitler falan, eğlenirsiniz diye umuyorum.

Peki bu boş haftada Erasmus öğrencisi olmak adına neler yaptık. Söylediğimi yaptım ve gidip fotoğraf çektim, alışveriş yaptım.. Fotoğrafları yakında bi albüme koyup yayınliycam, ordan görebilirsiniz, alışverişle ilgili de şöyle bi şey söyliyim; indirimleri kaçırmayın. Zira ben kaçırdım gibi oldu, daha doğrusu ucundan yakaladım. Çok güzel kazaklar falan 5-6-7-10-12 € iken değil de kalan ürünler 10-15 € iken gittim alışverişe, C&A'den 2 parça bişey aldım geldim. Şimdi fotoğraflarını çekip koymiyim, odamız dağınık ama kalın bi kazak aldım, bi de yelek tarzı bişey aldım. İkisine toplam 25 € verdim. Türkiye'den faklı değil fiyatlar aslında çok, ama buraya göre ucuz diyebiliceğiniz fiyatlar.

Yine bu boş haftamda Rouen'de gezerken nerelere gittim, ondan bahsediyim sizlere. Bi kere heryer tarihi, o yüzden bol bol fotoğraf çekebilirsiniz, ama bak bu da tarihi bu da tarihi falan demeyin, çünkü heryer aynı dizayn edilmiş. Savaş görmüş bi şehir burası! Brasserie Paul isimli bi kafeye gittim, güzel, tatlı bi mekan kendisi, Pause Cafe var yine güzel diyebiliceğimiz bi yer. Gece eğlenmek için gidilicek yerli kısaca anlatiyim, ama bu konuda çok güvenilir değilim şimdiden söyliyim.

Emporium: Küçük bi yer, alt katında ufak bi sahnesi var, mini konserler dinleyebilirsiniz. Şurup tadındaki shot'larını deneyin.
Chesters: Emporium'dan daha büyük bi yer, iki katlı, eğlenmek ve dans etmek için gidebilirsiniz ama bişeyler içmek için baya beklemeniz gerekebilir, barı yavaş işliyo.
Palace: Bu 2 mekandan daha büyük, köşelerinde locaları var mesela. Eğlence tarzı olarak gerçek bi club'a daha yakın. Palace'ın bir kötü özelliği şu ki, taksilere ulaşmanız pek mümkün olmuyo, ama şu özelliği de var ki, kendi servisi var. Yarım saatte bir Palace'ın önüne gelip müşterileri alıyo.
Crystal: Bu saydığım 3 mekandan da daha güzel, daha eğlenceli, gidip denemenizi şiddetle tavsiye ederim..

Rouen'de -en azından benim bulunduğum çevrede- eğlence partilerden önce başlıyo. Pre-party denilen bu olayda gönüllü bi kardeşimizin odasında gidip ısınıyoruz. Siz de bi gönüllü bularak pre-party'leri deneyebilirsiniz. Yalnız bazı pre-party'ler fazla eğlenceli oluyo, gece orda bitiyo. O da bir başka seçenek tabi.

Bu hafta neler öğrendik;
  • Savaş görmüş Rouen'in fotoğrafları çektim.
  • Postanenin yerini öğrendim! (Güzel sürprizler peşindeyim, o kadarını söyliyim :P)
  • Carrefour'a aç karnına gitmeyin! SAKIN!
  • İndirimleri yakından takip edin, ben gibi son ana bırakmayın.
Önümüzdeki hafta neler yapıcaz;
  • İnternetimiz kötü olduğu için alternatifler peşindeyiz, kendi modemimizi kullanmayı düşünüyoruz.
  • Şubat sonu - mart başı boşluğunda neler yapıcağımı düşünücem.
  • Le Havre isimli güzel liman şehrine bi ziyaret patlatabilirim.
  • Trenlerde indirim sağlayan bi kart varmış, onu alıcam.