Meraba
arkadaşlar, bu haftanın yazısı pazara kaldı, ama bi sebebi yok, tamamen
gebeşlik sebebiyle.. Bu güzel hafta neler oldu hemen bakıyoruz.
Bu hafta Rouen'de havalar ısındı güzelce. Artık dışarı çıkarken donmuyoruz, dönerken donuyoruz. Derslerim pazartesi-salı günlerinde olduğu için yine boşluklarla dolu bi haftayı geride bıraktık. Şunu bir kere daha tekrar etmekte yarar var, Project Management dersi burda güzel okulumuzdakinden oldukça kolay. Şu an o ders ODTÜ'de galiba sadece 4. sınıflar alsın falan diye betimlenmiş, burda da tam tersi. Ders küfür gibi bi ders, bunları okuyup, "İşallah geçeme e mi o dersi pis gebeş" falan demeyin ama kolay yani.. Eğer ODTÜ'de almadıysanız ve buraya gelmeyi düşünyosanız, hakkaten de almayın, gelin burda alın. Biraz canınız sıkılır ama kolayca halledebilirsiniz. Leadership dersimizi de çok tatlı bi adam veriyo, aynı adam başka dersler de veriyo sanırım o yüzden hemen adını yaziyim ki, ders almak isterseniz yardımcı olabilir size bu isim; Gerard PAVY. Kendisi, dersi hareketli işleyen "kafa" bi adam, mimikler, taklitler falan, eğlenirsiniz diye umuyorum.
Bu hafta Rouen'de havalar ısındı güzelce. Artık dışarı çıkarken donmuyoruz, dönerken donuyoruz. Derslerim pazartesi-salı günlerinde olduğu için yine boşluklarla dolu bi haftayı geride bıraktık. Şunu bir kere daha tekrar etmekte yarar var, Project Management dersi burda güzel okulumuzdakinden oldukça kolay. Şu an o ders ODTÜ'de galiba sadece 4. sınıflar alsın falan diye betimlenmiş, burda da tam tersi. Ders küfür gibi bi ders, bunları okuyup, "İşallah geçeme e mi o dersi pis gebeş" falan demeyin ama kolay yani.. Eğer ODTÜ'de almadıysanız ve buraya gelmeyi düşünyosanız, hakkaten de almayın, gelin burda alın. Biraz canınız sıkılır ama kolayca halledebilirsiniz. Leadership dersimizi de çok tatlı bi adam veriyo, aynı adam başka dersler de veriyo sanırım o yüzden hemen adını yaziyim ki, ders almak isterseniz yardımcı olabilir size bu isim; Gerard PAVY. Kendisi, dersi hareketli işleyen "kafa" bi adam, mimikler, taklitler falan, eğlenirsiniz diye umuyorum.
Peki bu boş
haftada Erasmus öğrencisi olmak adına neler yaptık. Söylediğimi yaptım ve gidip
fotoğraf çektim, alışveriş yaptım.. Fotoğrafları yakında bi albüme koyup
yayınliycam, ordan görebilirsiniz, alışverişle ilgili de şöyle bi şey söyliyim;
indirimleri kaçırmayın. Zira ben kaçırdım gibi oldu, daha doğrusu ucundan
yakaladım. Çok güzel kazaklar falan 5-6-7-10-12 € iken değil de kalan ürünler
10-15 € iken gittim alışverişe, C&A'den 2 parça bişey aldım geldim. Şimdi
fotoğraflarını çekip koymiyim, odamız dağınık ama kalın bi kazak aldım, bi de
yelek tarzı bişey aldım. İkisine toplam 25 € verdim. Türkiye'den faklı değil
fiyatlar aslında çok, ama buraya göre ucuz diyebiliceğiniz fiyatlar.
Yine bu boş
haftamda Rouen'de gezerken nerelere gittim, ondan bahsediyim sizlere. Bi kere
heryer tarihi, o yüzden bol bol fotoğraf çekebilirsiniz, ama bak bu da tarihi
bu da tarihi falan demeyin, çünkü heryer aynı dizayn edilmiş. Savaş görmüş bi
şehir burası! Brasserie Paul isimli bi kafeye gittim, güzel, tatlı bi mekan
kendisi, Pause Cafe var yine güzel diyebiliceğimiz bi yer. Gece eğlenmek için
gidilicek yerli kısaca anlatiyim, ama bu konuda çok güvenilir değilim şimdiden
söyliyim.
Emporium: Küçük bi yer, alt katında ufak bi sahnesi var, mini konserler dinleyebilirsiniz. Şurup tadındaki shot'larını deneyin.
Chesters: Emporium'dan daha büyük bi yer, iki katlı, eğlenmek ve dans etmek için gidebilirsiniz ama bişeyler içmek için baya beklemeniz gerekebilir, barı yavaş işliyo.
Palace: Bu 2 mekandan daha büyük, köşelerinde locaları var mesela. Eğlence tarzı olarak gerçek bi club'a daha yakın. Palace'ın bir kötü özelliği şu ki, taksilere ulaşmanız pek mümkün olmuyo, ama şu özelliği de var ki, kendi servisi var. Yarım saatte bir Palace'ın önüne gelip müşterileri alıyo.
Crystal: Bu saydığım 3 mekandan da daha güzel, daha eğlenceli, gidip denemenizi şiddetle tavsiye ederim..
Rouen'de -en azından benim bulunduğum çevrede- eğlence partilerden önce başlıyo. Pre-party denilen bu olayda gönüllü bi kardeşimizin odasında gidip ısınıyoruz. Siz de bi gönüllü bularak pre-party'leri deneyebilirsiniz. Yalnız bazı pre-party'ler fazla eğlenceli oluyo, gece orda bitiyo. O da bir başka seçenek tabi.
Emporium: Küçük bi yer, alt katında ufak bi sahnesi var, mini konserler dinleyebilirsiniz. Şurup tadındaki shot'larını deneyin.
Chesters: Emporium'dan daha büyük bi yer, iki katlı, eğlenmek ve dans etmek için gidebilirsiniz ama bişeyler içmek için baya beklemeniz gerekebilir, barı yavaş işliyo.
Palace: Bu 2 mekandan daha büyük, köşelerinde locaları var mesela. Eğlence tarzı olarak gerçek bi club'a daha yakın. Palace'ın bir kötü özelliği şu ki, taksilere ulaşmanız pek mümkün olmuyo, ama şu özelliği de var ki, kendi servisi var. Yarım saatte bir Palace'ın önüne gelip müşterileri alıyo.
Crystal: Bu saydığım 3 mekandan da daha güzel, daha eğlenceli, gidip denemenizi şiddetle tavsiye ederim..
Rouen'de -en azından benim bulunduğum çevrede- eğlence partilerden önce başlıyo. Pre-party denilen bu olayda gönüllü bi kardeşimizin odasında gidip ısınıyoruz. Siz de bi gönüllü bularak pre-party'leri deneyebilirsiniz. Yalnız bazı pre-party'ler fazla eğlenceli oluyo, gece orda bitiyo. O da bir başka seçenek tabi.
Bu hafta neler öğrendik;
- Savaş görmüş Rouen'in fotoğrafları çektim.
- Postanenin yerini öğrendim! (Güzel sürprizler peşindeyim, o kadarını söyliyim :P)
- Carrefour'a aç karnına gitmeyin! SAKIN!
- İndirimleri yakından takip edin, ben gibi son ana bırakmayın.
Önümüzdeki hafta neler yapıcaz;
- İnternetimiz kötü olduğu için alternatifler peşindeyiz, kendi modemimizi kullanmayı düşünüyoruz.
- Şubat sonu - mart başı boşluğunda neler yapıcağımı düşünücem.
- Le Havre isimli güzel liman şehrine bi ziyaret patlatabilirim.
- Trenlerde indirim sağlayan bi kart varmış, onu alıcam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder