Merhaba
arkadaşlar, Erasmus yolculuğumuzda 5. haftayı da geride bıraktık, peki bu hafta
neler yaptık..
Bu hafta içinde
havalar tekrar soğudu, ilk geldiğimiz günleri hiç aratmıyolar maşallah.. Güneş
daha erken doğsa da hava ısınmıyo. Mayısta bile 20 dereceyi zor görücek bi
yerde yaşadığımızı anladım artık. Bu hafta yine yemeklerimize yemek kattık,
tencere çayı içtik, Downtown'a gidip fotoğraf çektik.. Soğuk hava beni canımdan
bezdirdi artık, Geçen hafta bahsettiğim Le Havre denen şehir, deniz kenarında
olduğundan mıdır bilmem çok soğukmuş bu aralar. Zaten burası yeterince soğuk,
bi de üşümek için gezi yapamam görüşünde herkes. O yüzden tek yapılan eğlence
Pleiade'da ya da Ango'da toplanıp, takılmak, ordan da geçen hafta bahsettiğim
club-bar tarzı bi yerlere gitmek. Bu hafta normal ders programım vardı ancak
önümüzdeki hafta çarşambadan itibaren martın 18ine kadar süren bi tatilim var.
ODTÜ'deki güz döneminden buraya geldiğimde hiç tatil yapmamıştım, bu ara benim
için güzel bi tatil olucak.
Bu hafta şunu gördüm ki, bizim ülkemizde -özellikler üniversite kampüslerinde- öğrenci verilen değer ve sunulan hizmetler gerçekten üst seviyede. Benim odam mesela, neyle ısındığı konusunda en ufak bi fikrim yok. Bi başka örnek de şu; biz yurdumuzda çamaşır listesine adımızı bile yazmayız, burda çamaşır yıkamak için gidip bi kart almamız ve içine para yükletmemiz gerekiyo.. Avrupa'da sosyal devlet ne kadar var bilmiyorum ama insana verilen değer bi garip. Pazar günleri her yer kapalı, taksi arıyosunuz gelmiyo, çalışma saatleri bize nazara daha az, bi yerde bir gün gördüğünüz çalışanı bi daha görmeniz zor, sürekli vardiya değişikliği yapıyolar.. Burda herkes çalışıyo, ama çok az çalışıyolar. Biz bu duruma aramızda TOK MİLLET diyoruz..
Bu hafta şunu gördüm ki, bizim ülkemizde -özellikler üniversite kampüslerinde- öğrenci verilen değer ve sunulan hizmetler gerçekten üst seviyede. Benim odam mesela, neyle ısındığı konusunda en ufak bi fikrim yok. Bi başka örnek de şu; biz yurdumuzda çamaşır listesine adımızı bile yazmayız, burda çamaşır yıkamak için gidip bi kart almamız ve içine para yükletmemiz gerekiyo.. Avrupa'da sosyal devlet ne kadar var bilmiyorum ama insana verilen değer bi garip. Pazar günleri her yer kapalı, taksi arıyosunuz gelmiyo, çalışma saatleri bize nazara daha az, bi yerde bir gün gördüğünüz çalışanı bi daha görmeniz zor, sürekli vardiya değişikliği yapıyolar.. Burda herkes çalışıyo, ama çok az çalışıyolar. Biz bu duruma aramızda TOK MİLLET diyoruz..
Erasmus'a
gelicek veya gidicek arkadaşlar şunu unutmasınlar. Bu bana buraya geldiğim ilk
gün söylenmişti ama ben dinlememiştim, doğruymuş. İspanyollardan uzak durun. Bu
konuda bi sürü bahane bulabilirsiniz. Hırsız oluyolar diyenler var, İngilizce
konuşmuyolar diyenler var. Benim görüşüm de şu yönde, bi yerde 1 İspanyol varsa
problem değil, ama 2 tanelerse direk uzaklaşın. %100 herkeste doğru değil tabi ki
bu genelleme ama aklınızda bulunsun yine de.. Bu arada İspanyol derken
kastettiğim insanlar İspanyolca konuşan herkes. İspanya, Meksika, Arjantin,
Şili...
Bu hafta neler öğrendik;
- Bu memleket ısınmıyo..
- Morrocon Night adı altında güzel Fas yemekleri yedim, adamlarda ciğer var, baklava var, gözleme var...
- Emporium'un ordaki dönerci güzel, gece Emporium'dan çıkınca gidebilirsiniz.
- Crystal dediğin yer, mekanların şahı, mutlaka gidin
- "Avrupa içinde uçuşlar çok ucuzmuş" dedikleri şey koca bir yalan.
Önümüzdeki hafta neler yapıcaz;
- Şu sürekli söylediğim devasa 27 şubat - 18 mart tatili var önümüzdeki hafta..
- Bitane güzel bi Rouen albümü yapiyim, yoksa kimse Fransa'da olduğuma inanmiycak.
- Fransa'da gitmeye değicek güzel yerleri keşfedicek, belki de giderim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder