Meraba
arkadaşlar, geçtiğimiz 5 günün kısa bir özetiyle tekrar beraberiz.. Bu hafta
Erasmus başvurularının da yaklaşması sebebiyle biraz akademik anlamda bilgi
vermeye, Rouen Business School'u anlatmaya çalışıcam, diğer kısımda Mont Saint
Aignan isimli köyümüzden bahsedicem..
Derslerle başlayalım. Burada dersler gayet kolay, bana belli olmaz, kala da bilirim ama şu gayet açık bi gerçek ki, dersler kolay. Ben burda şu an 3 derse giriyorum ve haftada sadece 2 gün derse gidiyorum. Aldığım dersler şunlar ki; 1-Multichannel Retailing Bilmemne. Mesela bu ders bizim okulda temel Marketing dersi alan herangi birisi için inanılmaz derece kolay bi ders olabilir. Sınavı da testmiş galiba. 2-Leadership and Team Management. Bu ders benim en sevdiğim ders. İsmi zaten içeriğini açıklıyo ve ben içeriğini gerçekten çok sevdim. Grup çalışması yapılan bi ders. Hocası çok çılgın bi adam, ders gayet güzel, derse katılım göstermek hem zevkli hem kolay. 3-Project Management. Bu ders de ODTÜ'deki zor derslerin biriymiş aldığım duyumlara göre ama ilk hafta itibariyle gayet kolay olduğunu düşünüyorum. Zaten adı burda Essentials of Project Management diye geçiyo, baya essential şeylerden bahsediyo. Daha ilk derse girdik ama çok zor bir ders olucağını sanmıyorum. Bu derste de grup çalışması yapıcaz ve sanırım finali yok. Dersler bunlar, hocalar ingilizceleri çok iyi insanlar değil, yaşları 50-60 arasında, idol diyebiliceğiniz bi hocayla karşılaşmadım henüz ama buranın Fransa'nın en iyi 10 okulundan biri olduğunu söyleyenlere hep aynı cevabı veriyorum; O zaman Fransa'da 10 tane okul var. Neden böyle diyorum peki, çünkü burası Paris değil, Paris'e trenle 1 saat olan Rouen de değil, okulumuz Mont Saint Aignan diye bi yerde. Küçücük bi yer burası. Exchange öğrenciler olmasa aç kalırlar, öyle küçük. Tuvaletler kötü kokuyo, elinizi kurulamanız için bi havlu var mesela. 1 havlu. Tuvalette giren herkes aynı havluyu kullanıyo. Pisler biraz açıkçası.. Alışmak biraz zor olabiliyo. Bunlardan sonra sorarsanız "Tek kelimeyle gelelim mi, gelmeyelim mi?" "Gerekyokbence" derim. Yazın da, sonlara doğru yazın..
Derslerle başlayalım. Burada dersler gayet kolay, bana belli olmaz, kala da bilirim ama şu gayet açık bi gerçek ki, dersler kolay. Ben burda şu an 3 derse giriyorum ve haftada sadece 2 gün derse gidiyorum. Aldığım dersler şunlar ki; 1-Multichannel Retailing Bilmemne. Mesela bu ders bizim okulda temel Marketing dersi alan herangi birisi için inanılmaz derece kolay bi ders olabilir. Sınavı da testmiş galiba. 2-Leadership and Team Management. Bu ders benim en sevdiğim ders. İsmi zaten içeriğini açıklıyo ve ben içeriğini gerçekten çok sevdim. Grup çalışması yapılan bi ders. Hocası çok çılgın bi adam, ders gayet güzel, derse katılım göstermek hem zevkli hem kolay. 3-Project Management. Bu ders de ODTÜ'deki zor derslerin biriymiş aldığım duyumlara göre ama ilk hafta itibariyle gayet kolay olduğunu düşünüyorum. Zaten adı burda Essentials of Project Management diye geçiyo, baya essential şeylerden bahsediyo. Daha ilk derse girdik ama çok zor bir ders olucağını sanmıyorum. Bu derste de grup çalışması yapıcaz ve sanırım finali yok. Dersler bunlar, hocalar ingilizceleri çok iyi insanlar değil, yaşları 50-60 arasında, idol diyebiliceğiniz bi hocayla karşılaşmadım henüz ama buranın Fransa'nın en iyi 10 okulundan biri olduğunu söyleyenlere hep aynı cevabı veriyorum; O zaman Fransa'da 10 tane okul var. Neden böyle diyorum peki, çünkü burası Paris değil, Paris'e trenle 1 saat olan Rouen de değil, okulumuz Mont Saint Aignan diye bi yerde. Küçücük bi yer burası. Exchange öğrenciler olmasa aç kalırlar, öyle küçük. Tuvaletler kötü kokuyo, elinizi kurulamanız için bi havlu var mesela. 1 havlu. Tuvalette giren herkes aynı havluyu kullanıyo. Pisler biraz açıkçası.. Alışmak biraz zor olabiliyo. Bunlardan sonra sorarsanız "Tek kelimeyle gelelim mi, gelmeyelim mi?" "Gerekyokbence" derim. Yazın da, sonlara doğru yazın..
Peki bu
hafta neler yaptım? Bu hafta hasta gezdim açıkçası. Burası efsane derecede
soğuktu geçtiğimiz hafta. Zaten güzel Ankaramıza göre oldukça kuzeydeyiz şu an,
ve bu yüzden güneş saat 9da falan doğuyo, hava da bi türlü ısınmıyo. İşte bu
koşullarda hasta olduğum için aldım portakallarımı yattım odada. Burda
Erasmuslar arasında şöyle güzel bi adet var, her akşam değil ama arada bir
başka birisinin odasına gidip akşam yemeğini orda yiyip muhabbet ediyoruz. Ama
Ango dediğimiz bizim yurdumuzdaki odalarımızda kendimize yetecek yerimiz
olmadığı için genelde başka yurtlardaki Exchange'lere oluyo bu ziyaretler.
Yemek de genelde makarna oluyo tabi, onu hiç söylemiyorum. Çarşamba günü daha
önce söylediğim Bus Pass'imi aldım. Artık bi ay boyunca otobüslere bilmem
nelere sınırsız bilebilirmişim. Ama vizyonu geniş tutmakta fayda var, sınıf
biletim var diye hergün Carrefour'a gitmenin anlamı yok. Çarşamba günü Bus
Pass'imi aldıktan sonra Paris'e annemle babamı görmeye gittim, o gün Paris'te
onlarla kaldım, beraber vakit geçirdik. Gelirken getirdiğim t-shirt'lerin
kaprilerin hepsini onlar aracılığıyla Türkiye'ye geri gönderdim. Perşembe
gününü boş geçirdikten sonra cuma günü yani dün de başka bir eve gittik.
Adını tam yazamadığım, nereli olduğunu da bilmediğim Matias'a benzer birisinin
evine gittik, iyiydi hoştu, sonra da döndüm uyudum zaten.
Derslerle ilgili şunu da mutlaka söyliyim, burdaki dersleri seçerken, okulda aldğınız derslere yakın dersler seçmeye bakın. zaten Exchange olduğunuz için isminiz kolayca akılda kalıcaktır. 1-2 bişey de siz söylerseniz insanlar sizi çok bişey biliyosanabilir, bu da CC'yi hemen almanızı sağlar. Mis. Yalnız dersler anlamadığım bi şekilde yoklama alınıyo, devamlı olarak gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Bi de dersleri seçerken öyle bi ayarlayın ki, olabildiğince gününüzü boşa çıkarın, kafanız rahat olsun.
Bu hafta
neler öğrendik;
- Yemekler bok gibi, bu fransızların damak tadına sıçıyım
- Sigorta zorunluymuş, 200küsur€'yu vermek zorundaymışız.
- Burda taksi zaten yok, ama otobüs mekanizması iyi oturmuş
- Okul ne zaman başlıyosa o zaman gelin buraya, 20 gün sonra gelmek bok gibi. İnsanlar birbirinden bahsederken isimleri zaten anlamıyosunuz, sonra bi de he-she-him-her-his bilmem neler giriyo, iyice canınız sıkılıyo. Erkenden gelmeye bakın.
Önümüzdeki
hafta neler yapıcaz;
- Hiç bir fikrim yok, ama insanların ismini öğrensem iyi olur.
- Roeun'e inip alışveriş yapıcam (bu sefer yapıcam)
- Hafta içi pil aldım makinaya, Rouen'e inmişken fotoğraf çekerim.
- Katedral'in fotoğrafını çekiyim de onu paylaşırım önümüzdeki hafta, güzel bir eser..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder