On dört sene önce bugün, biraz sonra, bi şey olucak.
Sen daha sekiz yaşındasın, ben gibi, uyuyosun.
İstanbul’dasın, belki Kocaeli’nde, belki Yalova’da,
Hatta Bolu'da ve Bursa'da; görmedim seni daha önce.
Hatta Bolu'da ve Bursa'da; görmedim seni daha önce.
Görmedim ama biliyorum, bi yerde hayatıma giriceksin.
Otobüste yanıma oturucaksın, ben hiç tanımiycam.
Benim durdurduğum taksiye biniceksin, kızıcam sana.
Yemek sırasında önümden öyle yürüyüp gidiceksin.
Daha sekiz yaşındasın, sekiz!
Biraz sonra, on dört sene önce bugün, bi şey olucak.
Dünya başıma yıkılıcak.
Aynı statta senle maç izlemeden, köfte yemeden;
Çay içmeden, karşı masada seni görüp beğenmeden;
Çıkışta omuz atıp kavga etmeden…
Dünya benim başıma yıkılıcak biliyo musun?
Duvarlar seni üstüne değil benim kalbime yıkılıcak.
Saat üçü iki geçiyo, asla üç geçmiycek, bi şey olucak.
Birazdan deprem olucak, hayatımızda ilk defa olucak.
Sen duvarların sesini duyucaksın, benim ömür boyu
kulaklarım çınliycak,
İkimizin de sesini duyan kimse olmiycak, ne büyük acı.
Sen saatlerce, ben yıllarca aynı enkazın altında kalıcaz.
On yedi ağustos, saat dokuz buçukta güneş doğucak.
Saçlarındaki tozu silkerek çıkıcaksın herşeyin altından.
Karşında olucam o an, gözlerine bakıcam.
Yeniden doğucaksın bütün dünya için.
Senin ellerinde kan, benimkilerde gül,
Senin kalbin attıkça benimki de atıcak.
Saat dokuz buçukta derin bi nefes alıcaksın.
Her nefeste yeniden doğucaksın.
Her sene bugün yeniden doğucaksın.
İyi ki doğucaksın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder