Geçen haftadaki sayfa görünümleri

19 Aralık 2010 Pazar

Kokusuz Kadın

   Bazen camekanın arkasındaki ince bir sestir, bazen dosya yığını arasından ancak ucu görülebilen bir topuz. Her sabah; buzlu gülüşünü savaş boyalarıyla çözer, sonra da dolabından parfümünü çıkarıp o sahte kokulardan birini giyer üstüne. Bazen yasemin giyinir, bazen papatya… Sahte kokulara bulaşır. Gerçek kokular dışarıda, kapının hemen dışında beklemektedir halbuki.

   Gün içinde tebeşir kokar, mürekkep kokar; rapor kokar, reçete kokar. Hastane kokar, dişçi kokar; büro kokar, depo kokar. Bazen onu kokar; bazen bunu kokar… Mesai bitip zil çalınca çıkartır kokusunu yavaşça. Kimi zaman çekmeceye kitler, kimi zaman da iş elbisesinin cebi tıkıştırıverir. Eve gelir, bir de burada kokar. Çamaşır kokar, bulaşık kokar; ütü kokar, yemek kokar. Bir onu kokar, bir bunu kokar… O kadar kokuyu giyer çıkartır da hiçbiri sinmez üstüne. Çünkü o; kokusuz kadındır!
  
   Kokusunu kaybetmemiş hemcinsleriyle her gün omuz omuza çalışmasına rağmen bir kere olsun onların hikayesini merak etmez. Her birinin ayrı bir hikayesi vardır çünkü. Kimi ekonomik özgürlüğü için ayrılmıştır kokusundan; kimi bir inat uğruna girmiştir bu yola. Kimi itilmiştir arkasından, basılarıysa içeri çekilmiştir başkalarınca… Ailenin yükleri omzuna binmiştir birinin; birisi uğruna çalıştığını her gün karnında getirir. Hikayelerin hepsi farklı kapılardan içeri girer ama hepsi aynı çıkışı görür sonunda…
  
   Bazen; kokusuzluğun canına tak ettiği anlar olur. Durmaksızın dedikodu yapabilen, elindeki ayakkabı çantasıyla güne giden, kucağındaki bebeği susturmaya çalışan, iki elinde iki ufaklıkla çarşı pazar dolaşan; çiğ kırmızı ojeli, kimi zaman mor kimi zaman mavi ve mutlaka abartılı farlarıyla dikkat çeken, şuh kahkahasıyla dişiliğini karşı tarafın gözüne sokan hemcinslerini gördüğü anlardır bunlar. Bu anlarda bakakalır onlara. Abartılı farlarına, şuh kahkahalarına ve herşeylerine… Onlar gibi olamadığına mı üzülür, onlar gibi olamayacağına mı bilinmez ama bir durgunluk çöker üstüne. İşte o anlarda kokusuzluğuna biraz daha sıkı sarılıp yoluna devam eder, devam etmek zorundadır da. Çünkü o; kokusuz kadındır!
  
   Olur da bir gün yanınızdan geçerse kucağında dosyalarla, ya da sararmış bi camekanın ufacık açıklığından o tiz sesini duyarsanız şaşırmayın sakın. Devam edin herkes gibi siz de. Sakın böyle bir yazıyı okuduğunuzu ve onun uğruna kendini paraladığı ülkesinin bir yerlerinde ondan bahsedildiğini söylemeyin. Ve sakın kokulardan bahsetmeyin ona. Her sabah aynada gördüğü ve nasıl olduğunu bir türlü anlayamadığı garipliğini hatırlatmayın… Kokuların ona hiç yapışmadığı ve yapışmayacağını bilin yeter. Ve asla yargılamayın kokusuzluğu… Adı üstünde: O; kokusuz kadındır!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder